Bir kararı aylarca ertelemenin üç nedeni

Ertelenen kararların çoğu tembellikten değil, adı konmamış bir bilgisizlikten ya da başkasına ait bir beklentiden kaynaklanır.

Ahşap masada açık not defteri, kalem, kahve ve kırmızı ip yumağı

Karar Odası programına gelenlerin neredeyse hepsi aynı cümleyle başlar: "Aslında ne yapmam gerektiğini biliyorum, ama yapamıyorum." Üç seans sonra çoğu zaman ortaya çıkan şey, bilmedikleri bir şeyin olduğudur. Seanslarda en sık karşılaştığım üç nedeni burada paylaşıyorum.

Karar aslında iki karar

"Berlin'e taşınayım mı?" sorusu çoğu zaman iki sorudur: "Bu işi istiyor muyum?" ve "Ailemden uzakta yaşayabilir miyim?" İki soru birbirine dolandığında hiçbiri cevaplanamaz. İlk seansta kararı tek bir cümleyle yazmaya çalışırız. Cümleye "ve" kelimesi giriyorsa, büyük ihtimalle iki karar vardır.

Eksik bilgi adlandırılmamış

Belirsizlik, bilmediğimiz şeylerin listesini yapmadığımızda büyür. Bir kâğıda "bu kararı verebilmek için neyi bilmem gerekiyor?" diye yazın. Listede genellikle iki tür madde çıkar: öğrenilebilecek olanlar (maaş, kira, okul) ve öğrenilemeyecek olanlar (orada mutlu olur muyum?). İlk gruptakileri bir hafta içinde öğrenin. İkinci grup her kararda vardır; onlar için beklemek hiçbir şeyi değiştirmez.

Karar başkasına ait

Bazen ertelediğimiz şey karar değil, kararı birine söylemektir. Bir ebeveynin, bir eşin, bir ortağın beklentisi masada görünmeyen bir sandalyede oturur. "Bu kararı verdiğimi en çok kim duyduğunda zorlanırım?" sorusu, düğümün asıl yerini gösterir.

Bir tarih koyun

Kararın kendisinden önce, kararı ne zaman vereceğinize karar verin. Takviminize bir gün yazın. O güne kadar öğrenilebilecek her şeyi öğrenin; o gün gelince elinizdeki bilgiyle seçin. Mükemmel bilgiyi beklemek, çoğu zaman bir karar vermemek demektir.

Paylaş WhatsApp LinkedIn X Facebook
Yazar

Defne Aksoy

Yaşam ve kariyer koçu, ICF PCC · Defne Aksoy Koçluk

On iki yıl insan kaynaklarında çalıştıktan sonra 2017'den bu yana bireysel danışanlar ve yönetici ekipleriyle çalışıyor.